Uluslararası Yaptırımlar ile Yabancı Hakem Kararının Tenfizi Çatışması: Kamu Düzeni İstisnasının Belirliliği Sorunu
Yaptırım kaynaklı kamu düzeni itirazları karşısında yabancı hakem kararlarının tenfizi: NYA, MÖHUK m. 62/1-g, Yargıtay içtihadı ve ölçüt önerisi.
İçindekiler
- Özet
- Abstract
- I. Giriş
- II. Yaptırım Rejimlerinin Doğası ve Türk Hukuku Açısından Bağlayıcılık Katmanları
- A. Birleşmiş Milletler Yaptırımları
- B. Avrupa Birliği Yaptırımları
- C. Amerika Birleşik Devletleri Yaptırımları ve İkincil Yaptırımlar
- D. Sentez: Bağlayıcılık Katmanları
- III. Tenfizde Kamu Düzeni İstisnası ve İçtihat Çizgisi
- A. NYA ve MÖHUK Çerçevesi
- B. Yargıtay İçtihadında Kamu Düzeni
- C. Belirlilik İlkesi Perspektifi
- IV. Karşılaştırmalı Hukukta Yaptırım–Tenfiz Etkileşimi
- A. Fransa: Tepkisel Kamu Düzeni ve Doğrudanlık Ölçütü
- B. Avrupa Birliği: Oransallık ve Resen İnceleme Tartışması
- C. Amerika Birleşik Devletleri: Tenfiz ile Ödemenin Ayrımı
- D. Sentez
- V. Türk Hukukuna Uyarlama: Ölçüt Önerisi
- A. BM Yaptırımı Mevcutken Tenfiz
- B. Tek Taraflı Yaptırımlara Dayanan İtirazlar
- C. Önerilen Ölçüt Seti
- VI. Sonuç
- Dipnotlar
- Kaynakça
- A. Öğreti ve Uygulama Yazıları
- B. Mevzuat ve Uluslararası Metinler
- C. Yargı Kararları
Özet
2022 sonrasında yoğunlaşan uluslararası yaptırım rejimleri, yabancı hakem kararlarının tenfizi aşamasını, New York Sözleşmesi’nin ve 5718 sayılı MÖHUK’un öngördüğü kamu düzeni istisnası bakımından yeni bir sınamayla karşı karşıya bırakmıştır. Bu çalışmada, yaptırım kapsamındaki bir tarafa karşı veya yaptırım uygulayan bir devletin hukukuna dayanılarak ileri sürülen kamu düzeni itirazlarının Türk hukukunda hangi koşullarla başarıya ulaşabileceği incelenmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde yaptırım rejimlerinin doğası ve Türk hukuku açısından bağlayıcılık katmanları; ikinci bölümünde tenfizde kamu düzeni istisnasına ilişkin içtihat çizgisi; üçüncü bölümünde Fransız, AB ve Amerika Birleşik Devletleri uygulaması ele alınmakta; son bölümde Türk hukukuna uyarlanabilir bir ölçüt seti önerilmektedir. Çalışmanın temel tezi, tenfiz kararının kendisinin kural olarak yaptırım ihlali oluşturmadığı, bağlayıcı olmayan tek taraflı yaptırımların kamu düzenine dönüştürülemezliğinin ise öngörülebilirlik (belirlilik) ilkesinin gereği olduğu yönündedir.
Anahtar Kelimeler: Milletlerarası tahkim, yabancı hakem kararının tenfizi, kamu düzeni, uluslararası yaptırımlar, New York Sözleşmesi, belirlilik.
Abstract
The international sanctions regimes that have intensified since 2022 have exposed the enforcement of foreign arbitral awards to a new test under the public policy exception of the New York Convention and the Turkish Private International Law Act No. 5718. This study examines under what conditions public policy objections grounded in sanctions — whether against a sanctioned party or on the basis of a sanctioning state’s law — may succeed in Turkish law. The first part analyses the nature of sanctions regimes and their layers of binding force in Turkish law; the second part traces the Turkish case law on the public policy exception; the third part surveys French, EU and US practice; and the final part proposes a set of criteria adaptable to Turkish law. The study argues that a recognition and enforcement judgment does not, as a rule, itself constitute a sanctions violation, and that non-binding unilateral sanctions cannot be transformed into Turkish public policy, as predictability (determinability) so requires.
Keywords: International arbitration, enforcement of foreign arbitral awards, public policy, international sanctions, New York Convention, determinability.
I. Giriş
Uluslararası tahkimin son yıllardaki gündemi, jeopolitik gerilimlerin ve buna bağlı olarak yaptırım rejimlerinin uyuşmazlık çözüm süreçlerine sızmasıyla şekillenmektedir. Uygulamaya dönük değerlendirme raporları, 2026 yılı itibarıyla uluslararası tahkimin öne çıkan temaları arasında jeopolitik türbülansı, ticaret savaşlarını, yaptırımları ve enerji geçişinden kaynaklanan uyuşmazlıkları saymaktadır.1 Bu gelişmelerin tahkim pratiğindeki en keskin yansımalarından biri, yabancı hakem kararlarının tenfizi aşamasında görünür hâle gelmiştir: yaptırım kapsamındaki bir tarafla ilgili kararın tenfizi istendiğinde, tenfiz mercii bir yandan New York Sözleşmesi’nin (“NYA”) getirdiği sınırlı denetim yükümlülüğüyle, diğer yandan kendi hukuk düzenindeki (veya hukuk düzeni dışındaki) yaptırım normlarıyla karşı karşıya kalmaktadır.2
Sorunun hukukî çekirdeği, NYA m. V/2-(b)’de ve buna paralel olarak 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (“MÖHUK”) m. 62/1-g bendinde düzenlenen kamu düzeni istisnasıdır. Yaptırım argümanı, somut bir iç hukuk kuralına dayanmadığı ölçüde, kendiliğinden bu istisnaya yaslanmakta; böylece istisnanın zaten tartışmalı olan içeriği, uluslararası yaptırım hukukunun belirsizlikleriyle bir kat daha genişlemektedir.3
Bu çalışma, daha önce hakem kararının belirsizliğinin iptal sebebi ve tenfiz engeli olarak değerlendirilmesi üzerine yaptığımız incelemenin devamı niteliğindedir.4 Orada sorunu, hakem kararının içeriğinin belirliliği düzleminde ele almıştık; burada ise belirlilik sorunu, denetim aracının kendisine, yani kamu düzeni istisnasının uygulanabilirliğine taşınmaktadır. Tezimiz şudur: Kamu düzeni istisnası, yaptırım kaynaklı itirazlar karşısında ancak katı bir bağlayıcılık ve doğrudanlık sınamasından geçirilerek uygulanabilir; aksi hâlde istisna, yaptırım rejimlerinin belirsizliğinin hakem kararları aleyhine işlemesine kapı aralamakta ve tenfize ilişkin hukukî güveni zedelemektedir.
Çalışmanın planı şöyledir: Bölüm II’de yaptırım rejimlerinin doğası ve Türk hukuku açısından bağlayıcılıkları incelenecek; Bölüm III’te tenfizde kamu düzeni istisnasına ilişkin NYA-MÖHUK çerçevesi ve Yargıtay içtihadı ortaya konacak; Bölüm IV’te Fransız, AB ve ABD uygulaması karşılaştırmalı olarak değerlendirilecek; Bölüm V’te Türk hukukuna uyarlanabilir ölçütler önerilecek ve Bölüm VI’da sonuçlara yer verilecektir.
II. Yaptırım Rejimlerinin Doğası ve Türk Hukuku Açısından Bağlayıcılık Katmanları
A. Birleşmiş Milletler Yaptırımları
Uluslararası yaptırımlar, kaynakları bakımından önce ayrıştırılmalıdır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (“BMGK”) BM Şartı’nın VII. bölümüne, özellikle m. 41’e dayanarak aldığı ihtiyarî (gayri askerî) yaptırım kararları, BM Şartı’nın m. 103 uyarınca üye devletlerin bağlandığı uluslararası yükümlülüklere öncelik tanır.5 Türkiye açısından bu kararların bağlayıcılığı tartışmasızdır; uygulama usûlü ise tek bir çerçeve kanuna değil, konuya ilişkin mevzuat düzenlemelerine ve idarî işlemlere dağılmıştır. Örneğin BMGK’nın 1267 (1999), 1989 (2011) ve 2253 (2015) sayılı kararlarıyla tesis edilen listedeki kişi ve kuruluşların malvarlığının dondurulması, 2013/5428 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve buna dayalı MASAK düzenlemeleriyle yürürlüğe kavuşturulmuştur.6 Buna karşılık BMGK kararı olmaksızın, Rusya’ya karşı uygulamaya konulan yaptırım paketleri uluslararası hukukta BM dayanağından yoksundur ve Türkiye’yi, BMGK kararının bulunmaması nedeniyle, bağlamamaktadır.
B. Avrupa Birliği Yaptırımları
AB yaptırımları, Avrupa Parlamentosu ve Konsey tüzükleri biçiminde AB hukukunun unsurlarıdır ve yalnızca AB hukuk düzeninde doğrudan etki doğurur. Türkiye, Gümrük Birliği’ni düzenleyen Ankara Anlaşması’ndan doğan ilişkileri çerçevesinde AB’nin ortak dış ve güvenlik politikası araçlarını devralma yükümlülüğü altında değildir. Nitekim Türkiye’nin yerleşik uygulaması, BMGK kararı bulunmayan yaptırım paketlerini benimsememek yönündedir; bu ayrım, ihracatçılar için hazırlanan rehberlerde de “BM Güvenlik Konseyi kararı” ile “AB yaptırım kararı” biçiminde açıkça gözetilmektedir.7 Bununla birlikte AB yaptırımlarının Türkiye açısından hukukî bağlayıcılığı yokken fiilî etkisi inkâr edilemez: Avrupa bankacılık sistemi ve ödeme kanallarıyla çalışan Türk finans kurumlarının, ikincil temas riskini gözeterek gönüllü uyum (compliance) davranışı sergilemesi, yaptırımların “sınırdan taşan” ekonomik etkisine örnektir. Hukuk açısından bu fiilî etkinin, tenfiz mercilerince kamu düzeni olarak okunup okunamayacağı, çalışmanın asıl sorunlarından biridir.
C. Amerika Birleşik Devletleri Yaptırımları ve İkincil Yaptırımlar
ABD yaptırım hukuku, IEEPA ve CAATSA8 gibi temel düzenlemeler üzerinde yükselen, kapsama alanı ABD kişileriyle ve dolar işlemleriyle temas eden herkesi yakalayan, ayrıca üçüncü ülke kişilerini hedefleyen ikincil yaptırım mekanizmaları içeren bir rejimdir. Türk hukuku açısından bu düzenlemeler yabancı kamu hukuku normlarıdır ve ilkesel olarak uygulanmazlar; ancak ABD finansal sistemiyle bağlantısı bulunan gerçek ve tüzel kişiler bakımından ciddi bir fiilî yaptırım (chilling effect) doğururlar.9
D. Sentez: Bağlayıcılık Katmanları
Bu tasniften, Türk tenfiz mercii bakımından üç katman çıkmaktadır: (i) BMGK kararlarına dayanan ve Türk hukukunda karşılığı bulunan yaptırımlar —kural olarak bağlayıcı; (ii) BMGK kararından yoksun, yalnızca AB veya ABD hukukunda geçerli tek taraflı yaptırımlar —Türk hukukunda bağlayıcı değil; (iii) hiçbir hukukî bağlayıcılığı olmaksızın piyasada hissedilen fiilî yaptırım baskısı —hukukî değerlendirme konusu yapılamaz. Kamu düzeni istisnasının uygulanabilirliği, aşağıda görüleceği üzere, büyük ölçüde bu katmanların karıştırılmasından doğan belirsizliklerle mücadele meselesidir.
III. Tenfizde Kamu Düzeni İstisnası ve İçtihat Çizgisi
A. NYA ve MÖHUK Çerçevesi
NYA m. V/2-(b) uyarınca, tanıma ve tenfizin, talep üzerine tenfizin yapıldığı ülkenin kamu düzenine aykırı bulunması hâlinde reddedilebilecektir. Türkiye NYA’ya 2/7/1991 tarihli ve 3517 sayılı Kanunla taraf olmuştur.10 İç hukuktaki karşılığı MÖHUK m. 62/1-g’dir: hakem kararının genel ahlâka veya kamu düzenine aykırı olması hâlinde mahkeme tanıma ve tenfiz talebini reddeder.11 Aynı maddenin ikinci fıkrası, tenfize ilişkin usûl hükümlerinin (m. 55-57) hakem kararlarında kıyasen uygulanacağını belirtir.12 NYA çerçevesinde kamu düzeni istisnasının takdirî nitelikte olması, tenfiz merciine esasa girme (révision au fond) yetkisi vermemesi ve istisnanın dar yorumlanması gerektiği, doktrinde ve içtihatta yerleşmiş ilkelerdir.
B. Yargıtay İçtihadında Kamu Düzeni
İçtihadı Birleştirme Büyük Kurulu, 10.2.2012 tarihli ve E. 2010/1, K. 2012/1 sayılı kararıyla, tanıma ve tenfizde kamu düzeni müessesesinin dar anlaşılması gerektiğini; kesin, kabullenilmiş ve milletlerarası hacim kazanmış, herkesçe iradesi bilinen kural ve değerlerin ihlâlinin ancak o zaman kamu düzenine aykırılık oluşturacağını belirtmiştir.13 Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu çizgiyi yaptırım bağlamından bağımsız örneklerde tutarlı biçimde sürdürmüştür: Londra’da verilmiş bir hakem kararında yer alan bileşik faiz uygulaması, Türk iç hukukunda geçersiz olsa bile tek başına kamu düzenine aykırılık oluşturmamıştır.14 Aynı şekilde cezaî şartın fahiş olup olmadığının incelenmesi, kamu düzeni denetimi kisvesi altında yerindelik denetimine dönüşeceğinden reddedilmiştir.15 Hakem kararının yabancı ceza mahkemesinin beraat kararıyla çelişmesi tek başına tenfiz engeli sayılmamış;16 kamu düzeni incelemesinin ölçütleri HGK’nın 2023 tarihli kararlarında da yeniden dar çizgide çizilmiştir.17 Bu içtihat dizisi, Yargıtay’ın kamu düzeni istisnasını “son çare” olarak kullanan, tahkim dostu bir yaklaşım izlediğini göstermektedir.18
C. Belirlilik İlkesi Perspektifi
Kamu düzeni istisnasının bu biçimde dar tutulmasının gerekçesi yalnızca tahkimin etkinliği değildir; öngörülebilirlik, yani belirlilik ilkesidir. Milletlerarası tahkimde taraf iradeleri ve NYA rejimi, hakem kararının tenfiz edilebilirliği bakımından makul bir kesinlik vaat eder; bu vaadi belirsiz ve önceden kestirilemez kamu düzeni itirazları boşa çıkarır. Nitekim gerekçe denetiminde MTK m. 14/A-2’nin aradığı asgari belirliliği konu alan önceki incelememizde de vurgulandığı üzere, denetim araçlarının kendisi de belirlilik taşımadığında, denetlenen karar değil denetim rejimi güven kaybına uğrar.19 Yaptırım kaynaklı itirazlar, tam da bu noktada istisnanın yapısal zaaflarını — soyutluğunu, yer-zaman göreliliğini ve siyasallaşabilirliğini — harekete geçirme potansiyeli taşır. Bu nedenle çalışmanın kalanında soru, yaptırım itirazının hangi koşullarda bu ilkeyi zedelemeden kabul edilebileceğidir.
IV. Karşılaştırmalı Hukukta Yaptırım–Tenfiz Etkileşimi
A. Fransa: Tepkisel Kamu Düzeni ve Doğrudanlık Ölçütü
Fransız uygulaması, konunun en zengin içtihat havuzunu sunar. Fransız Yargıtayı’nın (Cour de cassation) 1966 tarihli Sovfracht kararında, uygulanan uluslararası yaptırımlara dayanan sözleşmesel hakların Fransız mahkemelerince desteklenemeyeceği, çünkü bu tutumun “tepkisel kamu düzeni”ne (ordre public de réaction) aykırı düşeceği ileri sürülmüştü;20 bu düşünce, 2022 sonrası Rusya yaptırımları bağlamında yeniden canlandırılmıştır. Ancak güncel Paris içtihadı, soyut dayanmayı aşan somutluk aramaktadır: Paris Temyiz Mahkemesi, TCM/NGSC kararında, yaptırım kapsamındaki kişilere doğrudan veya dolaylı fayda sağlanacağının soyut iddiasını, kararın icrasının yaptırımları dolanma (contournement) aracı olmadığı gerekçesiyle reddetmiş;21 DNO Yemen kararında ise hakem kararının tenfizi hâlinde yaptırımlı kişilere fayda akacağının ciddî ve somut kanıtlanamadığı gerekçesiyle tenfize hükmetmiştir.22 Bu kararın temyizini incelemek üzere Fransız Yargıtayı, yaptırım tüzükleri kapsamındaki “dolaylı fon sağlama” kavramını ABAD’a taşıyarak yeni bir içtihat zemini aramaktadır.23 Nitekim Fransız Yargıtayı 6.11.2024 tarihli kararıyla, yaptırım hukukuna aykırılık gerekçesiyle İspanya’da verilmiş bir hakem kararının exequatur’unu reddederek, yaptırım uygunluğunun Fransız kamu düzeninin bir unsuru olduğunu bir kez daha teyit etmiştir.24 Fransız ders şudur: yaptırım kamu düzenine girebilmektedir; fakat buna kapıyı açan ölçüt, somut ve doğrudan bir fayda veya dolanma kanıtıdır.
B. Avrupa Birliği: Oransallık ve Resen İnceleme Tartışması
AB hukuku ekseninde iki karar dizisi belirleyicidir. Birincisi, ABAD’ın Rosneft kararında25 geliştirdiği oransallık ölçüsüdür: yaptırım normlarının yorumu, korunan menfaatle ölçülü ve bireysel durumun mahiyetine uygun biçimde yapılmalıdır. İkincisi, Bank Melli Iran kararında26 ABAD’ın, yaptırım kapsamındaki bir tarafla ICC tahkimi yürütülmesini ve hakemlik ücreti gibi ödemeleri, ilgili tüzüğün yasaklarıyla her hâlde ve doğrudan örtüşmeyecek biçimde değerlendirmesi; buna karşın Reibel ön karar başvurusunda27 İsveç temyiz mahkemesinin sorduğu gibi, ulusal mahkemenin hakem kararının yaptırım tüzüklerine uygunluğunu resen inceleyip incelemeyeceği ve aykırılıkta kararı kaldırıp kaldıramayacağı sorusudur. Reibel’de ABAD’a sunulan sorular arasında, Rusya tüzüğünün (Reg. 833/2014) m. 11 kapsamındaki alacakların mahkeme dışı uzlaşmayla çözümünün mümkün olup olmadığı ve avans bedelinin yaptırım nedeniyle ifa edilemeyen sözleşme nedeniyle iadesinin yasak kapsamına girip girmediği de yer almaktadır.28 Bu soruların yöneltilebilir olması bile, içtihat öncesi dönemde hukukî durumun ne denli belirsiz olduğunu göstermektedir: aynı tüzük metni, Stockholm’de kaldırma, Paris’te tenfiz sonucu doğurabilecek potansiyeldedir. Belirlilik perspektifinden bu tablo, resen incelemenin sınırları netleşmedikçe tenfize ilişkin öngörünün kalmayacağı uyarısıdır.
C. Amerika Birleşik Devletleri: Tenfiz ile Ödemenin Ayrımı
ABD uygulamasının Türk hukuku için en öğretici yanı, hakem kararının teyidi (confirmation) ile ödeme icrasının (enforcement) ayrıştırılmasıdır. OFAC, Venezuela’ya uygulanan yaptırımlar kapsamında yayımladığı 1123 ve 1124 sayılı SSS’lerde, Venezuela aleyhine hakem kararlarının teyidi için gerekli adımları atan ve icra haklarını koruyan işlemlere ilişkin yaptırım tavsiyesi edilmeyeceğini açıklamıştır.29 Bu tutum, teyit hükmünün kendisinin blocked property ile işlem teşkil etmediği, engelin yalnızca yaptırımlı varlıklara yönelebilecek ödeme ve haciz aşamasında doğduğu varsayımına dayanır. Buna karşılık alt mahkeme kararlarından birinde, PDVSA’nın yaptırım öncesi borçlarına ödeme yapmasının yaptırım nedeniyle hukuken imkânsız olduğu sonucuna varılması, uygulamanın tekdüze olmadığını ve ödeme imkânsızlığı gerekçesinin eleştiriyle karşılandığını göstermektedir.30 Doktrindeki değerlendirmeler de yaptırım kapsamındaki taraflar aleyhine icranın “imkânsız misyon”a dönüşebildiğini, fakat çözümün tenfizin reddi değil, lisans mekanizmaları ve aşamalı icrada arandığını ortaya koymaktadır.31 Karşılaştırmalı tablo, konunun uluslararası boyutunu derinlemesine işleyen çalışmalarla da teyit edilmektedir.32
D. Sentez
Karşılaştırmalı hukuktan üç önerme çıkmaktadır: (i) Tenfiz (tanıma) kararının kendisi, kural olarak yaptırım ihlali oluşturmaz; yaptırım hukukunun isabet ettirdiği nokta, ödeme, aktarma ve haciz gibi fiilî icra işlemleridir. (ii) Kamu düzeni istisnasının yaptırım kaynaklı işletilmesi, soyut risk değil, somut ve doğrudan fayda veya dolanma olgusunu gerektirir. (iii) Resen inceleme yetkisinin yaptırım uygunluğu alanına genişletilmesi, Belirlilik ilkesi bakımından en riskli gelişmedir ve Fransız içtihadındaki somutluk ölçütüyle dengelenmelidir.
V. Türk Hukukuna Uyarlama: Ölçüt Önerisi
A. BM Yaptırımı Mevcutken Tenfiz
Tenfizi istenen hakem kararının tarafı, Türk hukukunca bağlayıcı BM yaptırımı kapsamında listelenmiş bir kişi ise, inceleme iki düzlemde yapılmalıdır. Birinci düzlem prosedüreldir: MÖHUK m. 62/1-g’nin kamu düzeni bendi, BM Şartı m. 103 ve ilgili Bakanlar Kurulu Kararı’nın iç hukuktaki karşılığıyla birleştiğinde, tenfiz mercii için bağlayıcı bir iç hukuk normu devreye girmiş demektir.33 İkinci düzlem ölçüsel olabilir: malvarlığı dondurma kararı, “her türlü fon, mali kaynak veya ekonomik kıymetin” dondurulmasını emreder; bu ifade, haczî işlemleri ve alacaklıya ödemeyi hedefler. Tenfiz kararı, borçluyu ödemeye icbar eden bir icra vesikası olmakla birlikte, ödemeden farklı bir hukukî işlemdir. Bu nedenle, karşılıklı denge içinde şu sonuç savunulabilir: BM yaptırımı kapsamındaki bir lehtar yararına tenfiz, ilke olarak verilebilir; fiilî ödeme ve haciz, dondurma rejiminin kendisi tarafından engellenir. ABD’deki teyit-ödeme ayrımı34 ve Yargıtay’ın kamu düzenini yerindelik denetimine dönüştürmeyen dar çizgisi35 bu çözümü desteklemektedir. Ancak hakem kararının, yaptırımı dolandırma amacıyla görünümlü taraf lehine verildiği somut biçimde anlaşılıyorsa, Fransız DNO Yemen ölçüsü36 uyarınca kamu düzenine aykırılık söz konusu olabilir.
B. Tek Taraflı Yaptırımlara Dayanan İtirazlar
Pek çok somut olayda itiraz, AB veya ABD yaptırımına dayanacaktır. Bu hâlde kamu düzeni itirazının reddi gerekir. Çünkü kamu düzeni, “Türkiye’nin” kamu düzenidir (MÖHUK m. 62/1-g; NYA m. V/2-(b) uyarınca tenfiz devletinin kamu düzeni); Türkiye’yi bağlamayan bir yaptırım tüzüğünü Türk kamu düzenine dönüştürmek, yabancı kamu hukuk normunun emredici kural muamelesi görmesi demektir. Bu sonuç, hem uluslararası özel hukukun doğasına aykırıdır hem de belirlilik ilkesini zedeler: Türk ticaret ve finans çevreleri, hangi yabancı devletin hangi listesiyle işlem yaptıklarını bilmek durumunda değildir. Fiilî uyum baskısı (chilling effect) anlaşılabilir bir risk yönetimi davranışıdır; fakat hukuk mercilerince bunun “kamu düzeni” olarak koddan okunması, yaptırım uygulayan devletin ekonomik politikalarının Türkiye’de dolaylı icrası anlamına gelir. Fransız “tepkisel kamu düzeni” gerekçesi de37 bu noktada ayırt edilmelidir: Fransa’da yaptırım tüzükleri doğrudan uygulanan AB hukukudur; Türkiye’de ise değildir. Nihayet AB’nin 2271/96 sayılı Tüzüğü’nün (blocking statute) üçüncü ülke yaptırımlarına uyum yasağını, AB ile ilişkili işlemlerde ters yönde bir çatışma kaynağı olarak hatırlamak gerekir ki38, bu da tek taraflı yaptırımların hukukî belirsizliğinin uluslararası boyutunu gösterir.
C. Önerilen Ölçüt Seti
Yaptırım kaynaklı kamu düzeni itirazlarının Türk hukukunda bir yöntemle değerlendirilmesi için aşağıdaki ölçüt seti önerilebilir:
- Bağlayıcılık testi: İleri sürülen yaptırım, BMGK kararına ve Türk hukukundaki uygulama düzenlemesine dayanıyor mu? Cevap olumsuzsa itiraz doğrudan reddedilmelidir; bu hususun resen gözetilmesi de mümkündür, zira kamu düzeni zaten mahkemenin resen inceleme alanındadır.
- Doğrudanlık testi: Tenfiz hâlinde yaptırım kapsamındaki kişiye veya yaptırımın hedeflediği rejime, somut ve ciddî bir fayda sağlanacak mı? Soyut veya varsayımsal fayda yeterli değildir; Paris içtihadındaki gibi ciddî kanıt koşulu aranmalıdır.
- Tenfiz–ödeme ayrımı: İtiraz, ancak tenfiz kararının kendisinin değil, ödeme veya aktarma niteliğindeki bir işlemin yaptırımı ihlal edeceği somut olayda düşünülmeli; engel varsa bile bu, icra aşamasına ilişkin olmalı, kararın tenfiz edilebilirliğine gölge düşürmemelidir.
- Resen incelemenin sınırı: Yaptırım uygunluğu incelemesi, ancak karar metninden ve dosyadaki belgelerden açıkça anlaşılabilen bir aykırılık hâlinde kamu düzenine bağlanmalı; mahkeme, yeri geldiğinde uluslararası yaptırım hukukunun yorumcusu sıfatıyla esasa girmemelidir.
- Gerekçelendirme ve belirlilik: Ret kararı, hangi yaptırım normunun, hangi işlemle ihlal edildiğini ve bu ihlalin neden Türk kamu düzenine sızdığını açıkça göstermelidir; İçtihadı Birleştirme’deki “kesin, kabullenilmiş, herkesçe iradesi bilinen kural” ölçütü39 aynen korunmalıdır.
VI. Sonuç
Yaptırım çağı, yabancı hakem kararlarının tenfizini, kamu düzeni istisnasının taşıma kapasitesini zorlayan bir sınamaya sokmuştur. Karşılaştırmalı tablo, çözümün istisnayı genişletmek değil, onu disipline etmekten geçtiğini göstermektedir: Fransız içtihadı doğrudanlık ve somut kanıt ölçütüyle, ABD uygulaması teyit ile ödemeyi ayırarak, AB tartışması resen incelemenin sınırlarını sorgulayarak aynı soruya cevap aramaktadır. Türk hukuku, NYA ve MÖHUK m. 62/1-g çerçevesinde, İçtihadı Birleştirme’den beri izlediği dar kamu düzeni çizgisi sayesinde bu disipline en yakın sistemlerden biridir.
Bu çalışmada savunulan çözüm şöyle özetlenebilir: BMGK kararına ve Türk hukukundaki karşılığına dayanan yaptırımlar bakımından tenfiz, ilke olarak mümkündür; engel, fiilî ödeme ve haciz aşamasında doğar ve ancak kararda yaptırımı dolanma amacı açıkça taşıyan somut olaylarda istisna devreye girer. Türkiye’yi bağlamayan tek taraflı yaptırımlar ise hiçbir koşulda Türk kamu düzenine dönüştürülemez; aksi yöndeki her yaklaşım, istisnanın siyasallaşmasına ve tenfize ilişkin öngörünün kaybına yol açar. Belirlilik ilkesi, hem hakem kararının içeriği hem de denetim araçları için geçerli evrensel bir ölçüttür; yaptırım kaynaklı itirazlar bu ölçütün en sert sınavından geçirilmelidir. Nihai etkende ulaşılmak istenen sonuç, Türkiye’nin tahkim dostu tenfiz pratiğinin jeopolitik türbülans dönemlerinde de öngörülebilir kalmasıdır.
Dipnotlar
- Cleary Gottlieb, “International Arbitration Trends and Topics for 2026”, 12 Ocak 2026, https://www.clearygottlieb.com/news-and-insights/publication-listing/international-arbitration-trends-and-topics-for-2026 (erişim: 21.10.2026); Ashurst & Perkins Coie, “International Arbitration in 2026: 5 Themes for Turbulent Times”, 2026, https://www.ashurstperkinscoie.com/en/insights/international-arbitration-in-2026-5-themes-for-turbulent-times (erişim: 21.10.2026). ↩︎
- Kluwer Arbitration Blog, “The Enforcement of Awards Against Sanctioned Parties: Mission Impossible?”, Şubat 2023, https://legalblogs.wolterskluwer.com/arbitration-blog (erişim: 21.10.2026). ↩︎
- Adnan Deynekli, “Yabancı Hakem Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizinde Kamu Düzeni”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2015, s. 3 vd.; kamu düzeni istisnasının soyutluğu ve sınırı üzerinde bkz. aynı yazar, s. 12 vd. ↩︎
- Hakem kararının belirsizliğinin iptal sebebi ve tenfiz engeli olarak değerlendirilmesi konusundaki incelememiz için bkz. “Hakem Kararının Belirsizliğinin İptal Sebebi ve Tenfiz Engeli Olarak Değerlendirilmesi” başlıklı çalışmamız (2026, basıda). ↩︎
- BM Şartı m. 41 ve m. 103. ↩︎
- 2013/5428 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı; MASAK Basın Açıklaması, https://masak.hmb.gov.tr/duyuru/basin-aciklamasi-4 (erişim: 21.10.2026). ↩︎
- TİM, “BM Güvenlik Konseyi Kararı ve AB Yaptırım Kararı”, https://tim.org.tr/tr/bm-guvenlik-konseyi-karari-ve-ab-yaptirim-karari (erişim: 21.10.2026). ↩︎
- Countering America’s Adversaries Through Sanctions Act (CAATSA), Pub. L. 115-44 (2017). ↩︎
- Yaptırımların uluslararası tahkim üzerindeki etkilerinin karşılaştırmalı çözümlemesi için bkz. Pomari, “A Touchy Interaction Exacerbated by the Ukraine-Russia Conflict”, Pepperdine Dispute Resolution Law Journal, 2024, https://digitalcommons.pepperdine.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=1546&context=drlj (erişim: 21.10.2026). ↩︎
- 2/7/1991 tarihli ve 3517 sayılı New York Sözleşmesinin Onayının Uygun Bulunmasına İlişkin Kanun; NYA m. V/2-(b): “…the recognition or enforcement of the award would be contrary to the public policy of that country…”. ↩︎
- 5718 sayılı MÖHUK m. 62/1-g: “Hakem kararının genel ahlâka veya kamu düzenine aykırı olması.” ↩︎
- MÖHUK m. 62/2 uyarınca m. 55, 56 ve 57 hükümleri hakem kararlarının tanınması ve tenfizinde kıyasen uygulanır. ↩︎
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Kurulu, E. 2010/1, K. 2012/1, 10.2.2012. ↩︎
- Yargıtay 11. HD, E. 2020/7985, K. 2022/4932, 16.6.2022; aynı doğrultuda değerlendirme için bkz. Lexology, “Yargıtay’ın Yabancı Tahkim Kararlarına İlişkin Tenfiz Kararları”, 12.3.2024, https://www.lexology.com/library/detail.aspx?g=f1ffcd67-c91f-4245-bf29-a106f12bd9ca (erişim: 21.10.2026). ↩︎
- Yargıtay 11. HD, E. 2021/3492, K. 2022/5025, 20.6.2022. ↩︎
- Yargıtay HGK, E. 2022/660, K. 2023/1066, 8.11.2023. ↩︎
- Yargıtay HGK, E. 2022/800, K. 2023/607, 7.6.2023. Bu kararlar dizisinin derlenmiş değerlendirmesi için bkz. Erdem & Erdem, “Son Dönem Yargıtay Kararları Işığında Kamu Düzeni”, Mayıs 2025, https://www.erdem-erdem.av.tr/bilgi-bankasi/son-donem-yargitay-kararlari-isiginda-kamu-duzeni (erişim: 21.10.2026); ayrıca bkz. Gün + Partners, “Yargıtay’ın Yabancı Tahkim Kararlarına İlişkin Tenfiz ve İptal Davalarında Kamu Düzeni Kavramına Güncel Yaklaşımı”, Mart 2024, https://gun.av.tr (erişim: 21.10.2026). ↩︎
- Kamu düzeni incelemesinin dar tutulması gerektiği yönündeki doktrin için bkz. Deynekli, dn. 3’te anılan makale, s. 15 vd. ↩︎
- 4686 sayılı MTK m. 14/A-2 üzerindeki değerlendirme için bkz. dn. 4’te anılan çalışmamızın ikinci bölümü. ↩︎
- Cour de cassation (com.), 2.3.1966, Sovfracht (V/O) v. Gebr. van Udens Scheepvaart; kavramın güncel kullanımı için bkz. Navacelle, “La validité des sentences arbitrales et le caractère d’ordre public des sanctions internationales”, 13.5.2024, https://navacelle.law (erişim: 21.10.2026). ↩︎
- Cour d’appel de Paris, No 19/07261, 3.6.2020, TCM FR S.A. v. Natural Gas Storage Company. ↩︎
- Cour d’appel de Paris, No 19/16601, 5.10.2021, DNO Yemen A.S. vd. v. Ministry of Oil and Minerals (Yemen): yaptırımlı kişilere dolaylı faydanın somut kanıtlanamadığı, iptal talebinin reddine karar verilmiştir. ↩︎
- CJEU’ye sunulan ön karar başvurusu: C-842/24, DNO Yemen A.S. (Cour de cassation); “dolaylı” fon sağlama (Reg. (EU) No 1352/2014 m. 2(2)) ve makul riskin yeterliliği soruları. ↩︎
- Cour de cassation, 6.11.2024; karar üzerine değerlendirme için bkz. Jus Mundi, “France: Supreme Court Confirms Impact of International Sanctions on the Validity and Enforcement of Arbitral Awards”, 2024. ↩︎
- CJEU, C-732/18, Rosneft, 7.9.2020, özellikle par. 107-109. ↩︎
- CJEU, C-124/20, Bank Melli Iran v. Telekom Deutschland, 25.1.2022. ↩︎
- C-802/24, Reibel v. JSC VO Stankoimport; ön karar başvurusu Svea Hovrätt tarafından 20.11.2024’te sunulmuştur. ↩︎
- Reg. (EU) No 833/2014 m. 11; ön karar başvurusundaki soruların derlemesi için bkz. Uría Menéndez, “Clarifying the Impact of EU Sanctions in International Arbitration”, 2025. ↩︎
- OFAC, Frequently Asked Questions No. 1123 ve 1124, 1.5.2023, https://ofac.treasury.gov/faqs/added/2023-05-01 (erişim: 21.10.2026). ↩︎
- Cleary Trade Watch, “District Court Decision Incorrectly Holds that OFAC Sanctions Bar PdVSA from Making Payment on Pre-Sanctions Debts”, 13.2.2020 (kararın okumasının eksik olduğu, lisans seçeneklerinin gözetilmediği eleştirisindedir). ↩︎
- Kluwer Arbitration Blog, dn. 2’de anılan yazı. ↩︎
- Pomari, dn. 9’da anılan makale. ↩︎
- BM Şartı m. 103; dn. 6’da anılan Bakanlar Kurulu Kararı. ↩︎
- OFAC SSS No. 1123, 1124 (dn. 29). ↩︎
- Yargıtay 11. HD, E. 2021/3492, K. 2022/5025, 20.6.2022 (dn. 15): kamu düzeni denetiminin yerindelik denetimine dönüşmesi engellenmiştir. ↩︎
- Cour d’appel de Paris, No 19/16601, 5.10.2021 (dn. 22). ↩︎
- Sovfracht dizisi (dn. 20). ↩︎
- Council Regulation (EC) No 2271/96 (AB’nin üçüncü ülke yaptırımlarına karşı koruyucu tüzüğü). ↩︎
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Kurulu, E. 2010/1, K. 2012/1, 10.2.2012 (dn. 13). ↩︎
Kaynakça
A. Öğreti ve Uygulama Yazıları
Ashurst & Perkins Coie, “International Arbitration in 2026: 5 Themes for Turbulent Times”, 2026, https://www.ashurstperkinscoie.com/en/insights/international-arbitration-in-2026-5-themes-for-turbulent-times (erişim: 21.10.2026).
Cleary Gottlieb, “International Arbitration Trends and Topics for 2026”, 12 Ocak 2026, https://www.clearygottlieb.com/news-and-insights/publication-listing/international-arbitration-trends-and-topics-for-2026 (erişim: 21.10.2026).
Cleary Trade Watch, “District Court Decision Incorrectly Holds that OFAC Sanctions Bar PdVSA from Making Payment on Pre-Sanctions Debts”, 13 Şubat 2020.
Deynekli, A., “Yabancı Hakem Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizinde Kamu Düzeni”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2015.
Erdem & Erdem, “Son Dönem Yargıtay Kararları Işığında Kamu Düzeni”, Mayıs 2025, https://www.erdem-erdem.av.tr/bilgi-bankasi/son-donem-yargitay-kararlari-isiginda-kamu-duzeni (erişim: 21.10.2026).
Gün + Partners, “Yargıtay’ın Yabancı Tahkim Kararlarına İlişkin Tenfiz ve İptal Davalarında Kamu Düzeni Kavramına Güncel Yaklaşımı”, Mart 2024, https://gun.av.tr/tr/goruslerimiz/guncel-yazilar (erişim: 21.10.2026).
Jus Mundi, “France: Supreme Court Confirms Impact of International Sanctions on the Validity and Enforcement of Arbitral Awards”, 2024.
Kluwer Arbitration Blog, “The Enforcement of Awards Against Sanctioned Parties: Mission Impossible?”, Şubat 2023, https://legalblogs.wolterskluwer.com/arbitration-blog (erişim: 21.10.2026).
Lexology, “Yargıtay’ın Yabancı Tahkim Kararlarına İlişkin Tenfiz Kararları”, 12 Mart 2024, https://www.lexology.com/library/detail.aspx?g=f1ffcd67-c91f-4245-bf29-a106f12bd9ca (erişim: 21.10.2026).
Navacelle, “La validité des sentences arbitrales et le caractère d’ordre public des sanctions internationales”, 13 Mayıs 2024, https://navacelle.law/fr/validite-des-sentences-arbitrales-et-caractere-dordre-public-des-sanctions-internationales (erişim: 21.10.2026).
Pomari, “A Touchy Interaction Exacerbated by the Ukraine-Russia Conflict”, Pepperdine Dispute Resolution Law Journal, 2024.
TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi), “BM Güvenlik Konseyi Kararı ve AB Yaptırım Kararı”, https://tim.org.tr/tr/bm-guvenlik-konseyi-karari-ve-ab-yaptirim-karari (erişim: 21.10.2026).
B. Mevzuat ve Uluslararası Metinler
Birleşmiş Milletler Antlaşması m. 41, 103.
Countering America’s Adversaries Through Sanctions Act (CAATSA), Pub. L. 115-44 (2017); International Emergency Economic Powers Act (IEEPA), 50 U.S.C. § 1701 vd.
New York Sözleşmesi (Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında Sözleşme, 1958) m. V/2-(b); 2/7/1991 tarihli ve 3517 sayılı Kanun.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 55-57, 62.
4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 14/A-2.
2013/5428 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BMGK 1267/1989/2253 listeleri); MASAK Basın Açıklaması, https://masak.hmb.gov.tr/duyuru/basin-aciklamasi-4.
Council Regulation (EU) No 833/2014 m. 11; Council Regulation (EU) No 269/2014; Council Regulation (EC) No 2271/96.
C. Yargı Kararları
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Kurulu, E. 2010/1, K. 2012/1, 10.2.2012.
Yargıtay HGK, E. 2022/800, K. 2023/607, 7.6.2023; Yargıtay HGK, E. 2022/660, K. 2023/1066, 8.11.2023.
Yargıtay 11. HD, E. 2020/7985, K. 2022/4932, 16.6.2022; Yargıtay 11. HD, E. 2021/3492, K. 2022/5025, 20.6.2022.
Cour de cassation (com.), 2.3.1966, Sovfracht (V/O) v. Gebr. van Udens Scheepvaart; Cour d’appel de Paris, No 19/07261, 3.6.2020, TCM FR S.A. v. Natural Gas Storage Company; Cour d’appel de Paris, No 19/16601, 5.10.2021, DNO Yemen A.S. vd. v. Ministry of Oil and Minerals (Yemen); Cour de cassation, 6.11.2024 (İspanya menşeli hakem kararının exequatur reddi).
CJEU, C-732/18, Rosneft, 7.9.2020; CJEU, C-124/20, Bank Melli Iran v. Telekom Deutschland, 25.1.2022; CJEU’ye sunulan ön karar başvuruları: C-802/24, Reibel v. JSC VO Stankoimport (Svea Hovrätt) ve C-842/24, DNO Yemen A.S. (Cour de cassation).
Bu yazıya atıf
DALARDIÇ, Mehmet Can: “Uluslararası Yaptırımlar ile Yabancı Hakem Kararının Tenfizi Çatışması: Kamu Düzeni İstisnasının Belirliliği Sorunu”, Mehmet Can Dalardıç Hukuk, 26.10.2026, https://dalardic.com/uluslararasi-yaptirimlar-ile-yabanci-hakem-kararinin-tenfizi/ (E.T. 26.10.2026).
